5G Teknolojisi ve Covid-19 Üzerindeki Etkisi

YouTube platformu üzerinde 5G teknolojisinin Covid-19 virüsünün yayılmasına yardım ettiğini iddia eden videolar ortaya çıktı. Gelin bu olayın gerçekliğini birlikte öğrenelim.

2019 Aralık ayında ortaya çıkan Covid-19 virüsü ile tüm dünya derinden bir sarsıntı yaşadı. İlk önce Çin Halk Cumhuriyeti’nde çıkan bu virüs, 2020 Mart ayında tüm dünya ülkelerine yayıldı. Böyle bir durum için tüm dünya devletleri hazırlıksızdı. Devletlerin çoğu sokağa çıkma yasağı ilan etti ve bu durum dünya ekonomisi üzerinde çok kötü etkiler bıraktı. Halkın evde kalması ve devamlı artan ölüm haberleri ile psikolojik olarak oldukça sıkıntılı bir dönem yaşamalarını sağladı. Bu sırada YouTube platformu üzerinde 5G teknolojisinin Covid-19 virüsünün yayılmasına yardım ettiğini iddia eden videolar ortaya çıktı. Gelin bu olayın gerçekliğini birlikte öğrenelim.

5G Teknolojisi Nedir ve Nasıl Çalışır?

5G hizmeti, yeni nesil kablosuz iletişim teknolojisidir. Mobil telefonların kullandığı hücresel ağlarda bulunan teknolojik altyapının yeni kurallar ile yeniden yapılandırılması da denebilir.  Ayrıca dördüncü nesil teknolojinin yaklaşık 10 katı veri iletim hızı sağlamaktadır. Bu çerçevede radyo frekansları, işlemciler ve antenlerin kullanılma şeklinde yapılan değişiklikler ve kapasite yükseltici yeni eklemelerden de söz edilebilir.

Mobil iletişim sistemlerinde veri transferi radyo dalga boyundaki elektromanyetik dalgalar aracılığıyla sağlanır. Bugüne kadar mobil iletişim sistemlerinde kullanılan sinyallerin dalga boyu santimetre ölçeğindeydi. 5G teknolojisinde dalga boyu milimetre ölçeğinde olan (6-100 gigahertz frekans aralığında) sinyallerin kullanılıyor. Mobil cihazların sayısının her geçen gün artmasına rağmen kullanılan frekans aralıklarının aynı kalması yavaşlama ve bağlantıda kopma gibi sorunlara neden olur. 5G teknolojisinde sinyallerin daha önce mobil iletişim sistemlerinde kullanılmayan bir frekans aralığında olmasının bu sorunlara çözüm olabilir.

Mobil iletişim sistemlerinde aşılması gereken başka bir sorun gecikmenin azaltılmasıdır. Gecikme, verinin bir noktadan başka bir noktaya iletilmesinde geçen süre olarak tanımlanabilir. Sürücüsüz araç teknolojileri, otonom ve uzaktan kontrol sistemleri gibi alanlarda gecikmenin azaltılması hayli önemlidir. 4G’de gecikme süresi 30 milisaniye ile 50 milisaniye arasındaydı. 5G teknolojisinde ise gecikmenin 1 milisaniyeye düşürülebilir.

5G Teknolojisi Zararlı Mıdır?

Özellikle Avrupa ülkeleri 5G teknolojisine radyasyon yaydığı gerekçesiyle karşı çıkıyordu. Konunun uzmanı bazı firmalar ve bilim insanları, 5G teknolojisinin yaydığı radyasyon miktarının insan sağlığı için tehlikeli boyutlarda olabileceğini söyledi.

5G şebekesinin yaydığı frekansların zararı hakkında rapor hazırlayan International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection (ICNIRP), yüksek frekansa maruz kalmanın insan sağlığına ciddi etkileri olacağını savundu. 5G’nin yaydığı radyasyon miktarının incelenmesi için ortak bildiri yayınlayan Uluslararası EMF (Elektro Manyetik Alan) Bilim İnsanları Kurulu’nda görevli 240’ı aşkın araştırmacı ise 5G ile birlikte insan ve hayvan sağlığının tehlikeye gireceğini savundu.

Tüm bunlara rağmen, elektromanyetik alanların insanlar üzerindeki sağlık etkilerini araştıran Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, elektromanyetik alanlardan kaynaklanan önemli bir halk sağlığı riskinin ortaya çıkmadığını belirtti.

Reading Üniversitesi bünyesinde görev alan Hücresel Mikrobiyoloji Doç. Dr. Simon Clarke, yaptığı açıklama ile birlikte bu iddiaların “tam bir çöp” olduğunu ifade etti. Açıklamasına “Bağışıklık sistemi yorulmak veya iyi bir beslenme düzeni uygulamamak gibi her türlü şeyle zayıflayabilir. Bu dalgalanmalar çok büyük olmasa da sizi enfekte olmaya açık hale getirebilir. Temelde radyo dalgaları fizyolojinizi bozup bağışıklık sisteminize olumsuz etkiler yansıtabilir. Ancak 5G radyo dalgalarının enerji seviyeleri çok küçüktür ve bağışıklık sistemini etkileyebilecek güçte değildir. Bu konuda çok çalışma var.” dedi.

Covid-19 Salgınının Sebebi 5G Mi?

Öte yandan 5G’nin Kovid-19 hastalığına sebep olduğu iddialarını komplo teorisi diye nitelendirmek gerekir. Çünkü 5G’nin Kovid-19’a sebep olduğunu ortaya koyan herhangi bilimsel bir çalışma henüz bulunmamaktadır.

Virüsün henüz tam olarak tespit edilemeyen bir canlıdan insanlara bulaştığına dair bulgular mevcut. Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (CDC) internet sitesinde yer alan bilgiye göre deve, yarasa, sığır ve kedi gibi hayvanlarda bulunabilen koronavirüsler nadir de olsa insanlara geçebiliyor. SARS ve MERS hastalıklarına yol açan koronavirüsler de hayvanlardan insanlara geçmiştir.

Covid-19 virüsünün insan yapımı olmadığına yönelik bir kanıt da Nature Medicine’de yer alan bir makaleden gelmiştir. Scripps Araştırma Enstitüsü’nden Kristian G. Andersen, Edinburgh Üniversitesi’nden Andrew Rambaut, Columbia Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan W. Ian Lipkin, Sydney Üniversitesi’nden Edward C. Holmes ve Tulane Üniversitesi’nden Robert F. Garry’den oluşan araştırma ekibi, virüs yüzeyindeki sivri uçlu proteinleri kodlayan genetik dizileri analiz ettiklerini açıklamıştır.

Buna göre virüsün reseptörlere tutunmada kullandığı bu sivri uçlu proteinler insan hücrelerindeki belirli reseptörleri hedeflemede o kadar etkili ki mevcut teknolojinin böyle bir yapı oluşturması mümkün değildir.

Hacettepe Üniversitesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a göre 5G’nin veya başka bir teknolojinin bu virüsü ortaya çıkarmış olma ihtimali yok. “Radyasyonun bu şekilde bir mutasyona yol açması mümkün değil. Çünkü bu, radyasyon gibi bir etkenin bir gen parçasında değişiklik yapmasıyla çıkmış bir virüs değil.” dedi. Ayrıca “Bu koronavirüsün yüzde 81’i yarasa koronavirüsünden yani SARS virüsünden, yüzde 19’u da tamamen pangolin koronavirüsünden oluşan bir gen yapısına sahip. Yani bir laboratuvar ortamında ya da böyle bir teknolojik imkanla yapılsa içinde bunlar dışında genler de olurdu.” diye ekledi.

Bunların yanı sıra İngiltere’de Kanser Araştırma Merkezi (CRUK) 90’lı yıllardan 2016’ya cep telefonu kullanımının yüzde 500 oranında arttığını, buna bağlı olarak beyin tümörü vakarının da eskiye nazaran yüzde 34 oranında artış gösterdiğini açıkladı. Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi ise cep telefonlarını 2011’de “kansere yol açabilecek etken” olarak tanımlamıştır.

Sonuç olarak 5G teknolojisinin insan, hayvan ve bitkiler üzerinde zararlı bir etkisi olmadığı gerekli kurumlarca test edilmiş ve onaylanmıştır. Ancak yüksek miktarda cep telefonu kullanımı son 5 yılda insanlarda beyin tümörü hastalığını yüzde 34 oranında arttırdığı kanıtlanmıştır. Sağlığımız için teknolojiyi ihtiyacımız kadar kullanmalı ve toplumu bilinçli hale getirmeliyiz. Günlük hayatımızın temelinde doğanın olduğunu unutmamalı ve doğa ile iç içe sürdürülebilir teknolojilerle birlikte hayatımızı daha sağlıklı ve verimli hale getirebiliriz.

“Teknolojiyi tümüyle yermek, tuzdan arındırılmış deniz suyu ile yeşeren bahçeleri görmezlikten gelmek, onu gözü kapalı övmek ise Hiroşima’yı unutmak demektir.”

Stuart Chase

Kaynaklar