Atıksu Atık Değil Önemli Bir Kaynaktır

Dünyadaki kullanılabilir su kaynakları hızla azalırken, alıcı ortamlar dediğimiz deniz, göl ve akarsular gittikçe kirleniyor. Bu sorunları yaratan insanoğlu hem tüm canlı hayatı hem de kendi geleceği için ekolojik sürdürülebilirliği sağlayacak çözümler üretmelidir.

Su doğanın bize en güzel armağanı alıp kullanalım. Ancak geri bırakırken aldığımız kalitede olsun. İnsanoğlu olarak suyu kullanıp kirli ya da kısmen arıtılmış olarak doğaya bırakmak hakkımız mı? Yeryüzünü tüm canlılarla ortak olarak kullanıyoruz. Kendi geçici ekonomik çıkarlarımız için çevresel dengeye zarar vermemeliyiz. Kullandığımız suyu orijinal haline getirecek kadar arıtabilirsek geri kazanmayı da ciddi olarak düşünmeliyiz. Tüm atık suları arıtarak geri kazanmaktan bahsediyorum.

Bunu gerçekleştirebilecek teknolojik imkânlara büyük ölçüde sahibiz. Daha ekonomik, verimli arıtabilmek için daha çok ar-ge çalışmaları yapmalıyız. Ancak şu halde bile büyük kısmını geri kazanabiliriz.

Deniz ve Okyanus Sularının Arıtımı

Deniz suyu arıtımı – tuz giderimi birçok ülkede ve ülkemizde hali hazırda yapılıyor. Bizim de bu alanda çalışmalarımız var. Muhakkak ki denizler ve okyanuslar gelecekte de önemli su kaynakları olmaya devam edecektir. Ancak göz ardı edemeyeceğimiz hususlar var. Deniz suyunun içerisinde başta klorür olmak üzere sodyum, sülfat, magnezyum kalsiyum ve bikarbonat gibi çözünmüş tuzlar vardır ve bunları sudan ayırmak teknik olarak güçtür. Ayrıca denizlerin organik ve inorganik kirleticilerle gittikçe kirlendiğini de saptayalım. Bunlar ışığında termik, iyon değiştirici ya da ters ozmos bazlı sistemlerin tümünde yüksek ilk yatırım ve işletme giderleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu da demek oluyor ki su kaynaklarımızı bugünden iyi korumazsak ileride çok yüksek birim su maliyetleri ile karşı karşıya kalabiliriz. Su en temel gıda-ihtiyaç maddesi olduğu için suyun pahalı olması yoksulluğun artması, ekonomik ve sosyal yıkımlara yol açar, bu kaçınılmazdır.  Öncelikle su kaynaklarımızı korumak için daha fazla ne yapmalıyız buna kafa yormalıyız. Artan nüfus ve küresel ısınma nedeniyle kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı gittikçe azalıyor. Tabii küresel ısınma başlı başına üzerinde çalışılması gereken bir konu. Bu soruna tüm dünya halkları, devletler, kurum ve kuruluşlar birlikte çözüm üretmek için elinden geleni yapmalı. Ancak günün sonunda bu bir olgu, defakto durum olarak karşımızda. Tüm planlarımızı bu reel durumu kabullenerek yapmalıyız. Bu demek oluyor ki zaten az olan su kaynaklarımız daha da azalıyor.

Atıksu Arıtımında Teknolojik Uygulamalar

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, geri kazanılan atık suyun kullanım maksadına göre bu teknolojiler uygulanmaktadır. Doğrudan veya dolaylı geri kazanım söz konusu ise; membran teknolojileri, aktif karbon ve ileri oksidasyon gibi daha ileri arıtma alternatifleri gerekir. Membran filtrasyon dediğimiz uygulamalar: Mikrofiltrasyon (MF), Ultrafiltrasyon (UF), Nanofiltrasyon (NF), Ters osmoz (RO) olurken, Dezenfeksiyon ve İleri Oksidasyon da uygulanabilirliği yüksek teknolojilerdendir. Örnek verecek olursak, eğer geri kazanılacak atıksu tarımsal sulamada kullanılıyorsa klasik aktif çamur filtrasyon ve klorlama teknikleri beraber kullanılmalıdır. Ama eğer endüstriyel proses suyu olarak kullanılacaksa tekrar aktif çamur sistemi, filtrasyom, nanofiltrasyon, iyon değiştirme ve UV gibi teknikler bir arada kullanılabilir. Tabi ki bu arıtma teknolojilerinin entregre edilip beraber kullanılması atık suyun karakterizasyonuna göre de şekil almaktadır. Fakat şunu net olarak söyleyebiliriz ki; atıksu geri kazanımında temel olarak vazgeçilmez uygulama filtrasyon teknolojileridir.

Atıksu Geri Kazanımı ve Sürdürülebilirliği

Türkiye’de yılda 5 milyar ton atıksu deşarj ediliyor. Bu ne demek 3 tane sapanca gölü yada 50 tane Büyükçekmece gölü kadar su demek. Suyun doğal kaynak olarak parasal karşılığını söylemek ya da atık suyun doğada yaptığı tahribata paha biçmek kolay değil ancak meta olarak bahsettiğimiz suyun değeri yaklaşık 25-30 milyar TL. Bu kadar suyu her yıl deşarj ediyoruz, akıp gidiyor ve arkasından bakıyoruz.

Öncelikle suyun evsel, zirai ve endüstriyel kullanımda çok daha az tüketilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Bunu üç ayrı koldan, bilinçlendirme, teknik çalışmalar ve idari çalışmalar olarak yapmalıyız. Suyun az tüketilmesi için evsel kullanımda ana okullarından başlayarak tüm okullarda ve topumun tamamında ciddi bir bilinçlendirme yapılması gerekiyor. Toplumun bilinçlendirilmesi için yakın zamanda National Geographic, suyun azalmasını konu ettiği   25 Litre belgeselini çekti ve yayınladı. Bizde teknik katkılarda bulunduk. İzlemeyenlerin izlemesini tavsiye ediyorum. Bu tür yapımlar da halkın bilinçlendirilmesinde oldukça önemli, daha fazla benzeri çalışmalarda mutlaka yapılmalı. Tabii bilinçlenme işin sadece bir kısmı. Teknik anlamda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Daha fazla Arge çalışması ve Sanayi- Üniversite işbirliği yapılması gerekiyor. Bu alanda da çalışmalarımız var özellikle konsantre akımların arıtılması ve endüstriyel kaynaklı suların arıtılarak geri kazanılması konularında çalışıyoruz. Özellikle endüstriyel atık suların geri kazanılması hem doğal kaynakların korunması hem çevrenin korunması hem de endüstride kullanılan değerli ve pahalı bazı kimyasalların da geri kazanımı demek. Endüstriyel atık suların geri kazanımında noktasal kaynak tabanlı çözümler düşünmeli. Bir endüstriyel tesis içerisinde ayrı karakterde atıksu kaynakları olduğu durumlarda bunlara ayrı ayrı çözümler düşünülmelidir. Sadece atık suyu değil, atık suyun içerisindeki değerli hammaddelerin, ısı ve enerjinin geri kazanılması ile hem çevresel hem ekonomik katkı sağlanacaktır. Biz de projelerimizi hazırlarken bunu göz önünde bulunduruyoruz. Farklı karakterde sular var ise bunları birbirine karıştırmadan geri kazanmanın faydalı olduğunu tecrübe ettik, projelerimizi bu doğrultuda hazırlıyoruz.

Suyun Tekrar Geri Kazanımı Konusunda Neler Yapabiliriz?

Ülke geneli için konuşursak; tasarruf, azaltma ve geri kazanım yapmamız gerekiyor. Bireysel olarak hepimiz tükettiğimiz su miktarını azaltabiliriz. İşletmeler alacakları tedbirler, yeni teknolojiler ve ek tesisler ile kullandıkları suyu öncelikle azaltıp sonra geri kazanabilirler. Evsel atık sular belediyelere ait atıksu arıtma tesislerinde arıtıldıktan sonra ileri yöntemlerle geri kazanılabilirler.

Bunları başarmak için önce çalışmayan arıtma tesislerinin rehabilitasyonu ve iyileştirilmesi ve etkin şekilde işletilmesi gerekiyor. Atık suyu mevcut deşarj standartlarına göre arıttıktan sonra geri kazanım için bir sonraki adıma geçmeliyiz. Bunu yaparken de kademeli olarak hareket etmeliyiz. Başlangıç olarak  % 15-20 oranında bir geri kazanımla başlayıp bunu zaman içerisinde arttırarak suyun tamamını geri kazanmayı hedeflemeliyiz. Süreç içerisinde alıcı ortama deşarj standartlarını, yasa, yönetmelik ve teşvikleri, çevre lehinde düzenlemeliyiz ki geri kazanmak ile deşarj etmek arasındaki makas açılmasın.

Teknoloji yaşam konforumuz, ulaşım ve iletişim araçlarımız çok hızlı ve gittikçe gelişiyor. 30-40 sene önceki yaşam standartlarımızın çok üstünde yaşıyoruz. Bu baş döndürücü teknolojik gelişmeleri dünyamız ve tüm ekosfer için de kullanmalıyız. Örneğin 30-40 sene önceki deşarj standartlarımızı kökten değiştirmeyi düşünmeliyiz. Suyu doğadan aldığımız gibi hiç değiştirmeden geri bırakmak ya da tekrar kullanılabilir bir hale getirmek artık uzak bir hayal değil, aksine dünyadaki insan ve tüm canlı yaşamının sürdürülebilirliği için vazgeçilmez hedef olmalı. Daha cesur ve farklı bakış açısına ve yaklaşımlara ihtiyaç var. Bununla ilgili teknik ve idari çalışmaların hızla yapılması gerekiyor.

Artemis Arıtım Suyun Geri Kazanımı İçin Neler Yapıyor?

Artemis Arıtım, uzun yıllardır atık suyun geri kazanımı ile ilgili çalışmalarını Teknopark ofisinde yaptığı Ar Ge çalışmalarıyla sürdürmektedir. Atık suyu bir atık değil bir kaynak olarak değerlendiriyoruz ve asla yerine hiçbir şeyin koyulamadığı bir kaynak olduğunu biliyoruz. Her ürünü icat edip, üretebilirsiniz ama bu ürünleri üretirken ihtiyacınız olan ‘’su’’yu icat edemezsiniz. Bu yüzden yapmış olduğumuz çalışmaları çok değerli ve önemli buluyoruz. Daha da yaygın hale getirmek için ekonomik çözümler üretmeye devam edeceğiz.

Sanayicimizin üzerindeki ekonomik yükün farkındayız. Atık suyu arıtma ve geri kazanma konusunu, en son yapılacaklar listesinden ilk sıraya aldırabilmek için teknoloji geliştirmeye ve ekonomik hale getirmeye devam edeceğiz. Tabi ki bunu yaparken başka bir tarafı bozmadan, minimum atık oluşturarak atık suyun geri kazanımını sağlayacağız. Geri kazanımın temel teknolojisi olduğunu söylediğimiz filtrasyon tekniklerinden kaynaklı ortaya çıkan konsantre akımın bir atık olduğunu bilerek ve bu atığın arıtılması için çeşitli Ar Ge çalışmaları yapan, bir tarafı tamir ederken diğer tarafı bozmayan bir kuruluş olduğumuzu göstermekteyiz. Her açıdan çevreye maksimum fayda sağlayan teknolojiler geliştirmekteyiz. Bu temel hedef doğrultusunda da çeşitli teknolojileri entegre edip Ar Ge çalışmalarıyla destekleyip sanayide uygulanabilir hale getirmek için gerekli çalışmalara hız kaybetmeden devam edeceğiz.

Çünkü bizler biliyoruz ki, tükenmekle karşı karşıya kalmış su kaynaklarımızı korumak, atık suların geri kazanılmasına bağlıdır. Böylelikle gelecek nesillerimizin su kıtlığı felaketiyle karşılaşma ihtimalini en aza indirmiş olacağız.