Bir-Damla-Su-Hayat-Demektir

Bir Damla Su Hayat Demektir.
Önemi İse Çok Daha Fazlası!

Yaşamsal fonksiyonlarımızı devam ettirebilmek ve hayatta kalabilmek için iki temel maddeye oksijene ve suya ihtiyacımızın olduğunu biliyoruz.

Ancak bu iki yaşamsal kaynağın bizler için önemini günlük yaşantımızda pek fazla aklımıza getirmiyoruz (hastalanmadığımız sürece). Nasıl olsa oksijen her yerde var ve akciğerlerimiz otomatik olarak nefes alıp vermemizi sağlıyor, nasıl olsa susadığımız zaman bir bardak su içerek susuzluğumuzu gidermiş oluyoruz.

Sadece insanların değil elbette ki bitki ve hayvanların evrendeki tüm canlıların suya olan bağımlılığını düşünecek olursak, o zaman su canlı yaşamının başlangıcını sağlayan en önemli faktördür. Öyle ki bir yerde hayat belirtisinin olup olmadığını anlamak için öncelikle o bölgede su izinin olup olmadığı araştırılır ki suyun olmadığı bir yerde canlı yaşamında var olmayacağı bilinir. Bilim insanlarının dünyadan başka diğer gezegenlerde de hayatın varlığını keşfetme merakı ve arzusu uzayda yıllarca sürecek su araştırmalarının başlamasına neden olmuştur aslında. Nihai olarak su olmazsa yaşamında son bulacağı suyun yerine koyabileceğimiz başka bir elementin olmayacağı en insani sorun şeklinde başucumuz da ki yerini almıştır.

Peki İçtiğimiz Su Hakkında Bilmemiz Grekenler Nelerdir?

İnsan vücudu metabolik faaliyetlerini düzenli bir şekilde gerçekleştirebilmek için günde ortalama 2 ila 2,5 litre suya ihtiyaç duymaktadır.

Yeteri kadar su tüketilmemesi ise birçok sağlık sorunlarına neden olduğu gibi günlük olarak tükettiğimiz suyun temiz ve sağlıklı olmaması da doğrudan sağlığımızı etkileyen önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Unesco tarafından hazırlanan 2019 Dünya Su Raporuna göre iki milyar insanın temiz su kaynaklarına düzenli erişimi bulunmamaktayken 4,3 milyar insan sıhhi tesisat kullanmıyor. Her ne kadar su kaynakları kısıtlı olsa da temiz ve sağlıklı içme suyuna erişim en temel insani ve yaşamsal hak değil midir diye düşünmeden edemiyor insan.

Öte yandan doğada bulunan su kaynaklarındaki su (göl, dere, nehir, akarsu, baraj) direk olarak içmek ya da kullanılmak için uygun değildir. Ancak dünyanın çoğu ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de içme suyu dağıtılmadan önce patojenlerin uzaklaştırılması için dezanfekte edilmektedir. Şehir şebeke suları isale hattına verilmeden önce ise bir dizi işleme tabi tutulur.

Fiziksel, kimyasal, biyolojik arıtma sistemlerinden geçirilen su, havalandırma ünitelerinde havalandırılarak ozonlama yöntemiyle dezenfeksiyonu sağlanır daha sonra da klorlama yapılarak içme ve kullanıma uygun hale getirilir. Tüm bu çalışmalar Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması hakkındaki yönetmelik kapsamındaki koşullara göre gerçekleştirilir. Bu yönetmeliğin amacı ise; içme suyu temin edilen veya temin edilmesi planlanan sular ile ilgili esasları, kalite kriterleri ile suların içme ve kullanma suyu olarak kullanılabilmesi için gereken arıtma sınıflarını ve arıtma veriminin tespitine ilişkin hususları belirlemektir. Çeşitli işlemlerden ve kalite standartlarına uygun hale getirilerek musluklarımızdan akan şehir şebeke suyu sağlık açısından güvenilir sudur. Ancak birçok insan şehir şebeke sularını içmek için tercih ederken birçok kişi ise ya membaa sularını ya da ambalajlı suları tercih etmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın yayımlamış olduğu İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik ile güvenli suların koşulları belirtilmiştir. Bu yönetmeliğin amacı ise insani tüketim amaçlı suların teknik ve hijyenik şartlara uygunluğu ile suların kalite standartlarının sağlanması, kaynak suları ve içme sularının istihsali, ambalajlanması, etiketlenmesi, satışı, denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektedir.

Suyun yaşamımızdaki önemi sadece varlığından ibaret değil elbette ki su içerisinde erimiş halde bulunan besin maddelerini barındırması ile de alakalı olmasıdır. Suyun içinde doğal olarak bulunan sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve fosfat gibi mineraller vücudumuzun sağlıklı bir şekilde çalışmasına destek oluyor. Aynı zamanda içtiğimiz suların bu minerallerce zengin olması suyun asidik özelliğinin azalmasına yani pH değerinin alkali safa geçmesine neden olur. Suyun ideal pH seviyesi 7.5 – 8.5 arası olmasıdır.

Bunun yanı sıra suda hiç bulunmaması gereken sağlık açısından zararlı kimyasal maddeler ve mikro organizmalarda vardır. Bütün bu zararlı ve yararlı maddeleri suyun içerisinde bulunma limit değerleri TSE 266 İçme Suyu Standartlarına göre belirlenir. Bu standartlar; fiziksel, kimyasal, toksik, mikrobiyolojik, radyolojik parametrelerin tavsiye edilen değerleri ile izin verilen maksimum değerlerini ifade eder.

Sattın aldığımız ambalajlı suların üzerindeki etikette bu değerlerin üretici firma tarafından belirtilme zorunluluğu vardır. Vücudunuzun sağlıklı ve zinde kalması için, toksinlerden arınıp, yararlı minerallere ulaşması için düzenli su içmeye özen göstermeniz dileğiyle…