Biyoçeşitlilik – 5 Haziran Dünya Çevre Günü

1972 yılında İsveç’in Stokholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.

Birleşmiş Milletler tarafından “İnsan Çevresi Konferansında” çevre sorunlarını küresel boyutta ele alarak, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) organının kurulmasına ve her yıl 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olarak belirlenmesine karar vermiştir.

Bu yazımda günümüzün önemli ve benimsenmesi gereken konularından biri olan ‘’biyoçeşitlilik’’ kavramından bahsetmek isterim.

Biyoçeşitlilik Nedir?

Biyoçeşitlilik, bitkiler, hayvanlar, bakteriler ve mantarlar dahil olmak üzere Dünya’daki canlı türlerin çeşitliliğini ifade eder. Dünya’nın biyolojik çeşitliliği çok zengin olsa da, birçok tür henüz keşfedilmemiştir. Birçok türse insan faaliyetleri nedeniyle yok olma tehdidi altındadır ve Dünya’nın muhteşem biyolojik çeşitliliğini riske sokmaktadır.

Biyoçeşitliliğin Önemi Nedir?

Biyoçeşitliliğin sağladığı yararlar insanlığın devamı için önemlidir. Biyoçeşitliliği oluşturan hayvan ve bitki türleri tarım, hayvancılık, tıp ve sanayi alanlarında temiz hava ve su sağlanması için kullanılmaktadır. Biyoçeşitlilik ekosistemi dengede tutarak dünyamızı yaşanabilir bir hale getirmektedir. Türkiye’de biyolojik çeşitliliğin faydalarına bakacak olursak;

Bitki Çeşitliliğinin Sağladığı Faydalar

Bitkiler erozyonu önler, havayı temizler, toprağa organik maddeler kazandırır. Aynı zamanda hayvanlara beslenme ve barınma ortamı da sağlar. Böylelikle ekosistemde devamlılık sağlanır. Özellikle ülkemizde meşe, çam, palamut, ardıç, kavak gibi ağaçlar ormancılık alanında da fayda sağlamaktadır. İğde, ahlat, delice, melengiç, hünnap, Boba topları, yonca, üvez, mürdümlük, çitlenbik ve acur gibi meyve ve sebzelerde tıp alanında fayda sağlamaktadır.

Hayvan Çeşitliliğinin Sağladığı Faydalar

İnsanlar, ilk çağlardan günümüze kadar hayvanları avlayarak, evcilleştirerek gıda kaynağı olarak, taşımacılıkta, giyimde ve tıpta kobay amaçlı kullanmışlardır. Yine kültüre alınan hayvanların yabani akrabaları, hayvan ıslahında kullanılmaktadır. Bitkilerin büyük çoğunluğu tozlaşma için böceklere gereksinim duymaktadır. Böcekler, bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak bitki yaşamının devamlılığı ve çeşitliliğine olanak vermekte ve ekosistemin devamlılığını sağlamaktadır. Yine böceklerin önemli bir kısmı, organik maddelerin ayrışmasını ve tekrar toprağa kazandırılmasını sağlamakta adeta doğada birer gönüllü temizlik işçisi gibi çalışmaktadır.

Ekosistem Çeşitliliğinin Faydaları

Ekosistem, iklim ve besin döngüsünün devamlılığını içermektedir. Ekosistemde biyolojik çeşitliliğin korunması enerji akışının ve besin zincirinin devamlılığını sağlamaktadır. Ekosistem çeşitliliğinin sağlanması, su kaynaklarının korunması, toprak oluşumu ve korunması, besin maddelerinin depolanması ve geri dönüşümü, iklim istikrarına katkı gibi yararlar sağlar.

Türkiyenin Biyoçeşitliliği ve Önemi

Türkiye biyolojik çeşitlilik açısından küçük bir kıta özelliği göstermektedir. Anadolu, kendi başına ayrı bir kıta olmamakla birlikte, bir kıtanın sahip olabileceği tüm ekosistem ve habitat özelliklerine tek başına sahiptir. Bunun nedenleri arasında üç farklı biyoiklim tipinin görülmesi, bünyesinde Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olmak üzere üç Biyocoğrafik Bölge (BCB) bulundurması, sahip olduğu topoğrafik, jeolojik, jeomorfolojik ve toprak çeşitlilikleri, deniz, göl, akarsu, tatlı, tuzlu ve sodalı göller gibi değişik sulak alan tiplerinin varlığı, 0-5000 metreler arasında değişen yükselti farklılıkları, derin kanyonlara ve çok farklı ekosistem tiplerine sahip olması, Avrupa ülkelerine göre buzul döneminden daha az etkilenmesi, kuzey Anadolu’yu güney Anadolu’ya bağlayan Anadolu Diyagonalinin varlığı ve buna bağlı olarak oluşan ekolojik ve floristik farklılıklar ile üç kıtanın birleşme noktasında yer alması sayılabilir. Özetle, Türkiye tarım, orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemlerine ve bu ekosistemlerin farklı formlarına ve farklı kombinasyonlarına sahiptir.

Biyolojik çeşitliliğin zenginliğinden söz ederken, çeşitliliğin ekosistem, tür, gen ve biyolojik işlevler düzeyinde ele alınması ve tarım, ormancılık ve endüstri için önemliliği açısından da değerlendirilmesi gerekir.

Türkiye’de yerinde koruma çalışmaları, ‘’yerinde koruma kavramının’’ geniş kabul görmesinden uzun süre önce 1950’li yıllarda başlamıştır. Ülkemizde Milli Park, Tabiat Parkı, Tabiatı Koruma Alanı, Doğal Sit, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, uluslararası öneme sahip sulak alan gibi değişik statülerde yerinde koruma alanları ilan edilmiştir.

Biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir diğer nokta ise “sürdürülebilir kullanım” prensiplerinin sektörel uygulamalara yerleştirilmesidir.

Sürdürülebilir kullanım, doğal kaynakların kendini yenileme-idame ettirme kapasitesi dikkate alınarak, kullanma-koruma dengesinin kurulmasıdır. Böylece hem biyolojik çeşitlilikten optimum fayda sağlanabilir, hem de bu çeşitliliğin devamlılığı garanti altına alınmış olur.

Tercihlerimiz doğrultusunda doğal yaşamın sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlayabileceğimizi unutmayalım.

‘’Önümüzdeki 10 yıl içinde, bilinen her dört türden biri gezegenden silinmiş olabilir. Buna sebep olma!’’

Biyoçeşitliliğe değer veren bir dünyada yaşamak dileğiyle.


Kaynaklar;