Covid-19’un-karbon-Ayak-izine-Olan-Etkisi

Covid-19’un Karbon Ayak İzine Olan Etkisi

Hava canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için mutlak gerekli bir koşuldur. Canlılar hava olmadan birkaç dakika içinde yaşamlarını kaybedebilirler. Ancak havanın olması tek başına yeterli değildir, temiz havanın var olması hem şimdi hem de yaşamın sürdürülebilir olması için gerekli ve zorunludur.

Sanayi devriminden bugüne kadar olan süreçlerde enerji tüketiminin artması ile hem dolaylı hem de doğrudan karbon ayak izni oluşumunu tetiklemiş ve buna bağlı olarak artmıştır. Gününüzün salgını haline gelen ve büyük nitelikte tehdit oluşturan Covid-19 virüsü insanları ve buna bağlı olarak yaşam çevrelerini etkisi altına alarak belirli kısıtlamalara itmiştir.

Hem Ulusal hem de uluslararası tedbirler çerçevesinde bakıldığında üretim yapan endüstriyel kuruluşlar belir tedbirler kapsamında karbon ayak izi oluşumunda ay bazında bakıldığında gözle görülür derece azalmalara yol açmaktadır. Seyahatlerin kısıtlanması buna bağlı olarak uçuş seferlerinin iptali hatta yasaklaması ve insanların karantina günleri içerisinde aktivitelerinde azalmalara yol açarak taşıt vb. araçların oluşturduğu karbon emisyonun da azalmalar görülmektedir.

Covid-19 ile Sera Gazı ve Karbon Ayak İzi

1992 yılında IPCC raporlarına göre başlıca sera gazları CO2, CH4, CFC, N2O ve su buharı (H2O)dır. Sera gazı kaynağı olarak antropojenik aktiviteler IPCC tarafından 6. İklim Konferansı sonrası kesin olarak kabul edilmiştir.

Sera gazı emisyonlarındaki artış, özellikle Sanayi Devrimi sonrası yani 1750’li yıllardan bu yana gözlemlenmektedir. En etkili sera gazı olan CO2’nin atmosferdeki birikimi sanayi öncesi dönemde yaklaşık 280 ppm olup 1880 yılında yaklaşık 291 ppm iken, 2019 yılında bu değer yüzde 42 artış ile 412 ppm değerine ulaşmıştır. Mart 2020 tarihinin verilerine bakıldığında bu değerin bir düşüş sergilendiği görülmektedir. Her ne kadar on yıllar çapında bu değerin büyük bir oranda olmaması gözlemlense de küresel ölçeklerde alınan tedbirler kapsamından daha etkili olduğu göz ardı edilemez.

Küresel ölçekler Covid-19 etkisiyle ekonomik açıdan gerilemelerin sergilendiği ve buna bağlı olarak sera gazı emisyon değerlerinde düşüş görülmektedir. İnsanların Covid-19 tedbirleri ile kısmi karantina süreçleri doğanın kendini yenilemesine fırsat sağlamıştır. Covid- 19 virüsü her ne kadar kötü etkilere sahip olsa da dünyanın kendini yenileme sürecinde yardımcı olmaktadır. Bu bağlamada İstanbul’un hava kalitesinde iyileşmeler görülerek hava kalitesinin sağlıksız seviyelerden hassas seviyelere hatta hassas seviyelerden orta seviyelere yönelik bir iyileşme söz konusudur.   Önümüzdeki aylarda sera gazları verilerinde net bir Covid-19 etkisi görülmese bile bu yenilenme sürecinde etkili bir destek olmuştur.

Evde Çalışmanın (Home Office) Karbon Ayak İzine Etkisi

Ofis binalarında enerji tüketimi, aydınlatma, ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme, ofis malzemesi, temizli vb. faaliyetler sonucunda karbon ayak izini artırıcı faaliyetlerin en az seviyelere inmesine neden olmuştur. Öyle ki Carbon Trust’ın yapmış olduğu analiz çerçevesinde evden çalışmanın, işe gidiş gelişlerini azaltarak şirketleri yılda 5 milyar dolar ve 3 milyon ton karbon emisyonu tasarrufu yapma potansiyeline sahip olduğunu öne sürmüştür. Bu bağlamda her ne kadar evde çalışmanın ev ortamında enerji tüketimi, gıda, aydınlanma vb. durumlarda karbon ayak izin oluşum oranını artırıyormuş gibi gözlemlense de genel bağlamda bu değer ofis ortamına göre daha alçak seviyelerde seyretmektedir.


Kaynaklar;